Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Kanun No : 2332 Kabul Ta. : 3/11/1980 R.G. : 6 Kasım 1980 S.17152 Dstr.Trp. : 5, C.20,s.7
Madde 1 2 Ekim 1973 gününde Lahey'de imzalanan "Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine İlişkin Sözleşme"nin onaylanması uygun bulunmuştur. Madde 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 3- Bu Kanunun Bakanlar Kurulu yürütür.
Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine Dair Sözleşmenin Onaylanması ile İlgili Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta : 22 Kasım 1982 No: 8/5725 R.G. : 18 Şubat 1983 S.17961 Dstr.Trp. : 5,C.22/2 s.1934
3/11/1980 tarihli ve 2332 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ilişik "Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine ilişkin Sözleşme" nin (Türkiye Cumhuriyetinin anılan Sözleşmesinin, 34. maddesine uygun olarak, 26. maddenin 2. ve 3. fıkralarında öngörülen civar ve sıhrî hısımlar arasındaki nafaka yükümlülüğüne ilişkin kararlar ve sulhler ile nafakanın belirli aralıklarla ödenmesini hükme bağlayan kararlar ve sulhleri tanımamak ve tenfiz etmemek hakkı saklı tutulmak kaydıyla); onaylanması:….....244 sayılı Kanunun 3. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 22/11/1982 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine İlişkin Sözleşme
Bu Sözleşmeyi imzalayan Devletler,
Büyüklere karşı nafaka yükümlülüğü konusundaki kararların karşılıklı olarak tanınması ve tenfizini düzenlemek için müşterek hükümler tesis etmeyi arzu ederek,
Bu hükümler ile Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine İlişkin 15 Nisan 1958 tarihli Sözleşmenin hükümleri arasında ahenk sağlamak arzusunu taşıyarak.
Bu amaçla bir Sözleşmeyi kararlaştırmışlar ve aşağıdaki hükümlerde mutabık kalmışlardır:
BÖLÜM 1 Sözleşmenin Uygulama Alanı
Madde 1
Bu Sözleşme, nesebi sahih olmayan bir çocuğa karşı nafaka yükümlülüğü de dahil, aile, hısımlık, evlilik veya sıhriyet ilişkilerinden doğan nafaka yükümlülüğü konusunda, bir akit devletin adlî veya idarî mercileri tarafından verilmiş olan:
1- Bir nafaka alacaklısı ile nafaka borçlusu veya, 2- Bir nafaka borçlusu ile bir nafaka alacaklısına yaptığı ödemelerin iadesini talep eden bir kamu kurumu, Arasındaki kararlar hakkında uygulanır.
Sözleşme, bu merciler önünde ve bu kişiler arasında anılan yükümlülüklere ilişkin olarak yapılan sulhlere de uygulanır.
Madde 2
Sözleşme, niteliklerine bakılmaksızın, kararlara ve sulhlere uygulanır.
Sözleşme, akit olmayan bir Devlette verilmiş veya yapılmış dahi olsa, önceki bir kararı veya sulhu değiştiren kararlara veya sulhlere de uygulanır.
Sözleşme, nafaka talebinin milletlerarası veya millî niteliği dikkate alınmaksızın ve tarafların uyrukluk ve mutad meskenlerine bakılmaksızın uygulanır.
Madde 3
Karar ve sulhun münhasıran nafaka yükümlülüğüne ilişkin olmaması halinde, Sözleşmenin etkisi sadece nafaka yükümlülüğü ile sınırlıdır.
BÖLÜM II Kararların Tanınması ve Tenfiz Şartları
Madde 4
Akit Devletlerden birinde verilmiş olan karar:
1- 7. veya 8. maddelere göre yetkili sayılan bir merci tarafından verilmişse ve, 2- Karar hakkında verildiği Devlette mutad kanun yollarına başvurulması mümkün değilse,
Diğer bir Akit Devlette tanınacak veya hakkında tenfiz karan verilecektir.
Mutad kanun yollarının açık bulunmasına rağmen, geçici olarak icra edilebilen ara kararları ve geçici tedbirler, talep edilen Devlette benzer kararların verilebilmesi, icra edilebilmesi halinde, bu Devlet tarafından tanınacak veya haklarında tenfız kararı verilecektir.
Madde 5
Bununla beraber, kararın tanınması veya tenfızi aşağıdaki hallerde reddedilebilir: 1 - Kararın tanınması veya tenfizinin talep edilen Devletin kamu düzeniyle açıkça bağdaşmaması veya,
2- Kararın usul işlemlerinde yapılan bir hilenin sonucu olması veya, 3- Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce talep edilen Devletin bir merciinde açılmış ve görülmekte olması veya, 4- Kararın, talep edilen Devlette veya talep edilen Devlette tanıma ve tenfiz için gerekli şartları haiz olsa dahi başka bir Devlette aynı konuda ve aynı taraflar arasında verilmiş bir kararla bağdaşması.
Madde 6
Bir gıyap kararı, ancak talebin başlıca unsurlarını kapsayan dava dilekçesi gaip tarafa kararın verildiği Devletin hukuku uyarınca tebliğ edildiği ve hal ve şartlara göre gaip tarafa savunması için yeterli bir süre verildiği takdirde tanınabilir veya hakkında tenfiz kararı verilebilir. 5. madde hükümleri saklıdır.
Madde 7
Sözleşmenin uygulanması bakımından kararın verildiği Devletin merci aşağıdaki hallerde yetkili sayılır:
1-Nafaka borçlusu veya alacaklısının mutad meskeninin davanın açıldığı sırada kararın verildiği Devlette bulunması veya, 2-Nafaka borçlusu veya alacaklısının davanın açıldığı sırada, kararın verildiği Devlet vatandaşlığını haiz olması veya, 3-Davalının açıkça veya yetki konusunda hiçbir itirazda bulunmaksızın davanın esasına girmek suretiyle bu merciin yetkisini kabul etmesi.
Madde 8
Nafaka alacağı hakkında karar vermiş olan bir Akit Devletin mercileri, bu nafakanın söz konusu Akit Devletin talep edilen Devletin hukukuna göre yetkili kabul olunan bir merci önünde vuku bulmuş boşanmadan, ayrılıktan, evliliğin iptalinden veya butlanından dolayı borçlu olması halinde, Sözleşmenin uygulanması bakımından yetkili sayılırlar. 7. madde hükümleri saklıdır.
Madde 9
Talep edilen Devletin merci, kararın verildiği Devletin mercilin kendi yetkisini tespit için dayandığı vakıalarla bağlıdır.
Madde 10
Kararın nafaka konusunda birden fazla talebe ilişkin olması ve tanıma veya tenfızin bu taleplerin tümü için kabul edilememesi hallerinde, talep edilen Devletin merci Sözleşmeyi kararın tanınabilecek veya tenfız edilebilecek kısmına uygular.
Madde 11
Nafakanın kararda belirli aralıklarla ödenmesinin öngörülmesi halinde, tenfız kararı birikmiş nafaka borçlarını olduğu gibi, işleyecek nafaka borçlarını da kapsar.
Madde 12
Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde, talep edilen Devletin merci kararın esasına ilişkin hiçbir inceleme yapamaz. BÖLÜM III Kararların Tanınması ve Tenfizi Usulü
Madde 13
Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde, kararın tanınması veya tenfizi usulü talep edilen Devletin hukukuna tâbidir.
Madde 14
Bir kararın kısmen tanınması veya tenfizi her zaman talep edilebilir.
Madde 15
Kararın verildiği Devlette adlî müzaheretten veya masraf muafiyetinden kısmen veya tamamen yararlanmış olan nafaka alacaklısı, tanımaya veya tenfıze dair bütün usul işlemlerinde de, talep edilen Devletin hukukunun öngördüğü en ziyade müzaheretten veya en geniş muafiyetten yararlanır.
Madde 16
Sözleşmede öngörülen usul işlemlerindeki masrafların ödenmesini teminat altına almak üzere, her ne ad altında olursa olsun hiçbir kefalet veya teminat istenemez.
Madde 17
Bir kararın tanınmasını veya tenfızini talep eden taraf talebine aşağıdaki belgeleri eklemelidir.
1 -Kararın tam ve aslına uygun bir örneği; 2-Verildiği Devlette karar hakkında mutad kanun yollarına başvurulamayacağını ve gerekiyorsa, kararın bu Devlette icra edilebilir olduğunu kanıtlayacak bir belge; 3-Kararın gıyapta verilmesi halinde, talebin başlıca unsurlarını kapsayan dava dilekçesinin, gaip tarafa, kararın verildiği Devletin hukukuna uygun şekilde tebliğ edildiğini veya bildirildiğini kanıtlayacak bir belgenin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir örneği; 4-Gerektiğinde, kararın verildiği Devlette adlî müzaheretten veya masraf muafiyetinden yararlandığını kanıtlayacak bir belge; 5-Talep edilen Devletçe istenmemesi hali dışında, yukarıda belirtilen belgelerin aslına uygunluğu onaylanmış tercümeleri.
Yukarıda belirtilen belgelerin ibraz edilmemesi veya talep edilen Devlet merci tarafından karar muhtevasından Sözleşmenin şartlarının yerine getirildiğinin belirlenememesi halinde, bu merci gerekli bütün belgelerin ibrazı için belirli bir süre tayin eder.
Söz konusu belgelerin ayrıca onaylanması veya benzer bir işleme tâbi tutulması istenemez.
BÖLÜM IV Kamu Kuruluşlarına İlişkin Tamamlayıcı Hükümler
Madde 18
Bir nafaka alacaklısına ödediği nafakaların borçludan iadesini takip eden bir kamu kuruluşunun talebi üzerine, bu nafaka borçlusu aleyhinde verilmiş olan karar, aşağıdaki hallerde Sözleşmeye uygun olarak tanınacak ve hakkında tenfız kararı verilecektir. 1-Yapılan ödemenin tâbi olduğu kanuna göre, bu kuruluş tarafından tahsil edilebilmesi ve, 2-Talep edilen Devletin Devletler Özel Hukuku tarafından tayin edilen iç hukukuna göre asıl alacaklı ile borçlu arasında bir nafaka yükümlülüğünün bulunması.
Madde 19
Bir kamu kuruluşunun tâbi olduğu kanun bir kararın tanınmasını veya tenfızini alacaklı yerine tam yetki ile talep etme hakkını kendisine veriyorsa, bu kamu kuruluşu nafaka alacaklısı ile borçlusu
arasında verilmiş olan bir kararın tanınmasını veya tenfızini alacaklıya yaptığı ödemeler nispetinde talep edebilir.
Madde 20
Tanıma veya tenfızi talep eden kamu kuruluşu 18. maddenin birinci fıkrasında veya 19. maddede öngörülen şartları haiz olduğunu belirten ve ödemelerin nafaka alacaklısına yapıldığını kanıtlayan her türlü belgeyi ibraz etmelidir. 17. madde hükümleri saklıdır.
BÖLÜM V Sulhler
Madde 21
Yapıldığı Devlette icra edilebilen sulhler, kararların tâbi olduğu aynı şartlar altında ve bu şartların sulhlere de uygulandığı ölçüde tanınacak veya haklarında tenfız kararı verilecektir.
BÖLÜM VI Çeşitli Hükümler
Madde 22
Mevzuatı para transferlerine kısıtlamalar koyan Akit Devletler, nafaka olarak ödenmek veya Sözleşme çerçevesindeki nafaka talepleri için yapılan masrafları karşılamak üzere tahsis edilen paraların transferlerine birinci derecede öncelik tanıyacaklardır.
Madde 23
Bu Sözleşme, bir kararın veya bir sulhun tanınmasını veya tenfızini sağlamak için, kararın verildiği veya sulhun yapıldığı Devlet ile talep edilen Devleti bağlayan uluslararası başka bir belgeye veya talep edilen Devletin iç hukukuna başvurulmasına engel değildir.
Madde 24
Sözleşme, karar tarihine bakılmaksızın uygulanır.
Kararın, verildiği Devlet ile talep edilen devlet arasında Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce verilmiş olması halinde, talep edilen Devlette, bu karar hakkında sadece yürürlüğe giriş tarihinden sonra muaccel olacak borçlar için tenfız karan verilecektir.
Madde 25
Her Akit Devlet aynı beyanı yapmış olan Devletlerle ilişkilerinde, Sözleşme hükümlerinin resmî bir merci veya memur önünde düzenlenmiş ve düzenlendiği Devlette geçerli ve icrası mümkün resmî senetlere, Sözleşme hükümlerinin bunlara uygulanabildiği ölçüde teşmil edileceğini her zaman beyan edebilir.
Madde 26
Her Akit Devlet, 34. maddeye uygun olarak aşağıdaki hallerde tanıma veya tenfız talebini reddetme hakkını saklı tutabilir:
1-Alacaklının evliliğinden veya yirmi bir yaşını bitirdikten sonraki döneme ait olup, alacaklının eşi veya eski eşi dışındaki bir borçlu tarafından verilmesi gerekli nafakaya ilişkin kararlar ve sulhler; '
2-a)Civar hısımları ve b)Sıhrî hısımlar, arasındaki nafaka yükümlülüğüne ilişkin kararlar ve sulhler, 3-Belirli aralıklarla nafaka ödenmesini hükme bağlamayan kararlar ve sulhler.
Bir ihtirazi kayıtta bulunmuş olan Akit Devlet, Sözleşmenin kendi ihtirazi kaydına konu olan kararlara ve sulhlere uygulanmasını talep edemez.
Madde 27
Bir Akit Devlette nafaka yükümlülüğü konusunda çeşitli kişi topluluklarına uygulanabilen iki veya daha çok hukuk sisteminin bulunması halinde, bu Devletin Kanununa yapılan her atıftan söz konusu Devletin hukukunca o kişi topluluğuna uygulanacak hukuk sistemi anlaşılır.
Madde 28
Bir Akit Devletin nafaka yükümlülüğü konusundaki kararların tanınması ve tenfızine farklı hukuk sistemlerinin uygulandığı iki veya daha çok bölgeye sahip bulunması halinde:
1-Kararın verildiği Devletin kanununa, usul hükümlerine veya mercine yapılan her atıftan, kararın verildiği bölgenin kanunu, usul hükümleri veya merci anlaşılır. 2-Talep edilen Devletin kanununa, usul hükümlerine veya merciine yapılan har atıftan, kararın tanınması veya tenfızi talep edilen bölgenin kanunu, usul hükümleri veya merci anlaşılır. 3-Kararın verildiği Devlette nafaka alacaklısının veya borçlusunun mutad meskenine yapılan her atıftan, o kişinin kararın verildiği bölgedeki mutad meskeni anlaşılır.
Her Akit Devlet bu kuralların bir veya birkaçını, Sözleşmenin bir veya birçok hükümlerine uygulamayacağını her zaman beyan edebilir.
Madde 29
Bu Sözleşme, taraf olan Devletler arasındaki ilişkilerde 15 Nisan 1958 tarihinde Lahey'de akdedilmiş "Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfızine İlişkin Sözleşme"nin yerini alır. BÖLÜM VII Son Hükümler
Madde 30
Su Sözleşme, Devletler Özel Hukuku Lahey Konferansı'nın On ikinci dönem toplantısı sırasında, üyesi bulunan Devletlerin imzasına açıktır.
Sözleşme onaylanacak, kabul veya tasvip edilecek ve onay, kabul veya tasvip belgeleri Hollanda Dışişleri Bakanlığına tevdi edilecektir.
Madde 31
On ikinci dönem toplantısından sonra Konferansa üye olan veya Birleşmiş Milletler Teşkilâtına veya onun bir ihtisas kuruluşuna mensup veya Uluslararası Adalet Divanının Statüsüne taraf bulunan her Devlet bu Sözleşmeye 35. maddenin 1. fıkrası uyarınca yürürlüğe girmesinden sonra katılabilir.
Katılma belgesi Hollanda Dışişleri Bakanlığına tevdi edilecektir.
Katılma yalnızca katılan Devletle 37. maddenin 3. fıkrasında öngörülen tebliğin alınmasından sonraki on iki ay içinde bu katılmaya karşı bir itiraz dermeyan etmemiş olan Akit Devletler arasındaki ilişkilerde hüküm ifade eder.
Böyle bir itiraz, Sözleşmenin, katılmadan sonra vuku bulacak onaylanması, kabulü veya tasvibi sırasında da her üye Devlet tarafından dermeyan edilebilir. Bu itirazlar Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir.
Madde 32
Her Devlet, imza, onay, tasvip, kabul veya katılma sırasında Sözleşmenin, uluslararası alanda temsil ettiği topraklarının tümüne veya bunlardan birine veya birkaçına teşmil olunacağını beyan edebilir. Bu beyan, Sözleşmenin söz konusu Devlet bakımından yürürlüğe girdiği tarihte hüküm ifade edecektir.
Bundan sonra yapılacak bu nitelikteki her teşmil, Hollanda dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir.
Teşmil 37. maddenin 4. fıkrasında öngörülen tebliğin alınmasını izleyen on iki ay içinde, bu katılmaya karşı bir itiraz dermeyan etmemiş olan Akit Devletlerle, uluslararası ilişkileri bir Akit Devlet tarafından sağlanan ve söz konusu tebliğe konu olmuş bulunan ülke veya ülkeler arasındaki ilişkilerde hüküm ifade eder.
Böyle bir itiraz, Sözleşmenin, teşmilden sonra vuku bulacak onaylanması, kabulü veya tasvibi sırasında da her üye Devlet tarafından dermeyan edilebilir.
Bu itirazlar Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir.
Madde 33
Nafaka yükümlülüğü konusundaki kararların tanınmasına veya tenfızine uygulanan çeşitli hukuk sistemlerinin bulunduğu iki veya daha çok bölgeye sahip olan her Akit Devlet, imza, onay, kabul, tasvip veya katılma sırasında, bu Sözleşmenin, bu bölgelerin tümüne veya bunlardan birine veya birkaçına teşmil olunacağını beyan edebilir ve yeni bir beyan yapmak suretiyle bu beyanı her zaman değiştirilebilir.
Sözleşmenin hangi bölgeye uygulanacağını açıkça belirtecek olan bu beyanlar Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir.
Nafaka yükümlülüğü konusundaki bir kararın tanınmasının talep edildiği tarihte, kararın verildiği toprak biriminde Sözleşme uygulanmıyorsa, diğer Akit Devletler bu kararın tanınmasını reddedebilirler.
Madde 34
Her Devlet, en geç onay, kabul, tasvip veya katılma sırasında, 26.maddede öngörülen ihtirazı kayıtlardan birini ve birkaçını dermeyan edebilir. Başka hiçbir ihtirazı kayıt kabul edilmeyecektir.
Aynı şekilde her Devlet, 32. maddeye uygun olarak-Sözleşmenin teşmilini tebliğ ederken, teşmile konu olan bölgelerin tümü veya bunların bazılarıyla sınırlı hüküm ifade etmek üzere, söz konusu ihtirazi kayıtlardan birini veya birkaçını dermeyan edebilir.
Her Akit Devlet, dermeyan etmiş olduğu bir ihtirazi kaydı her zaman geri alabilir. Bu geri alma Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir.
İhtirazi kaydın hükmü yukarıdaki fıkrada öngörülen tebliği izleyen üçüncü takvim ayının birinci günü sona erecektir.
Madde 35
Bu Sözleşme 30. maddede öngörülen onay,kabul veya tasvip belgelerinden üçüncüsünün tevdiini izleyen üçüncü takvim ayının birinci günü yürürlüğe girecektir.
Bilâhare Sözleşme: -Sonradan onaylayan, kabul eden veya tasvip eden her imzalayan Devlet için, onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdiini izleyen üçüncü takvim ayının birinci günü; -Katılan her devlet için, 31. maddede öngörülen sürenin hitamını izleyen üçüncü takvim ayının birinci günü; -Otuz ikinci madde uyarınca, Sözleşmenin teşmil olunduğu bölgeler için, söz konusu maddede öngörülen sürenin hitamını izleyen üçüncü takvim ayının birinci günü yürürlüğe girecektir.
Madde 36
Sözleşme, sonradan onaylayan, kabul veya tasvip eden veya katılan devletler için dahi, 35. maddenin 1. fıkrasına uygun olarak, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl sürelidir.
Sözleşme feshedilmedikçe, beşer yıllık sürelerle zımnen yenilenecektir.
Fesih, beş yıllık sürenin hitamından en az altı ay önce Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edilecektir. Fesih, Sözleşmenin uygulandığı bölgelerin bazıları ile sınırlandırılabilir.
Fesih, sadece bunu tebliği eden Devlet için hüküm ifade eder. Sözleşme diğer Akit Devletler için yürürlükte kalacaktır.
Madde 37
Hollanda Dışişleri Bakanlığı Konferansın üyesi olan Devletlere 31. maddenin hükümlerine uygun olarak, Sözleşmeye katılacak Devletlere aşağıdaki hususları bildirecektir.
1-30. maddede öngörülen imzalama, onay, kabul ve tasvipleri, 2- Sözleşmenin 35. maddesinin hükümlerine uygun olarak, Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihi; 3-31. maddede öngörülen katılmaları ve bunların hüküm ifade edecekleri tarihi; 4-32. maddede öngörülen teşmilleri ve bunların hüküm ifade edecekleri tarihi; 5-31. ve 32. maddelerde öngörülen katılmalara ve teşmillere karşı yapılan itirazları; 6-25. ve 32. maddelerde sözü edilen beyanları; 7-36. maddede öngörülen fesihleri; 8-26. ve 34. maddelerde öngörülen ihtirazı kayıtlan ve 34. maddede öngörülen ihtirazı kayıtların geri alınmasını;
Bunu teyiden, usulüne uygun şekilde yetkili kılınmış aşağıdaki imza sahipleri bu sözleşmeyi imzalamışlardır. Fransızca ve İngilizce dillerindeki her iki metin de aynı şekilde geçerli olmak ve Hollanda Dışişleri Bakanlığı arşivlerine tevdi edilmek ve aslına uygunluğu onaylı bir örneği, diplomasi yolu ile, On ikinci dönem Konferansı Üyesi bulunan Devletlere verilmek üzere, tek nüsha halinde, 2 Ekim 1973 günü Lahey'de düzenlenmiştir.