ADAR HUKUKİSTANBUL BOŞANMA AVUKATIİletişim
0545 271 78 05
TRDiller

BOŞANMA HUKUKU / NAFAKA HUKUKU

Nafaka 5 Yıla mı Düşüyor? Süresiz Yoksulluk Nafakasının Geleceği, 2026 Düzenleme Çalışmaları ve Türk Hukuku Açısından Değerlendirme

“Nafaka 5 yıl olacak” şeklindeki haber başlıkları, yürürlükteki hukuk ile hazırlık aşamasındaki olası değişiklikleri birbirine karıştırabiliyor. Bu inceleme; 2 Eylül 2026 tarihindeki mevzuatı, Anayasa Mahkemesi sürecini, TBMM aşamasını ve mevcut nafakaların durumunu birbirinden ayırarak değerlendiriyor.

KISA CEVAP

Nafaka 5 yıla düştü mü?

Hayır. 2 Eylül 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasını genel olarak beş yılla sınırlandıran yürürlüğe girmiş bir kanun bulunmamaktadır. Yoksulluk nafakasının süresine ilişkin ciddi bir düzenleme çalışması vardır; ancak düzenlemenin nihai metni henüz TBMM'de kanunlaşmış değildir.

Yoksulluk nafakası ve boşanmanın mali sonuçları hakkında aile hukuku görüşmesini temsil eden editoryal görsel
Temsili editoryal görsel

01

“Nafaka 5 yıl” tartışmasında birbirinden ayrılması gereken üç konu

Kamuoyundaki tartışma çoğu zaman üç farklı hukukî gelişmeyi tek bir cümlede birleştiriyor. Oysa doğru sonuca ulaşabilmek için bunları ayrı ayrı ele almak gerekir: yürürlükteki Türk Medeni Kanunu, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi süreci ve yasama organının hazırlayabileceği yeni düzenleme.

  1. Yürürlükteki kural: Türk Medeni Kanunu m.175 yoksulluk nafakasının koşullarını düzenler; m.176 ise irat biçimindeki nafakanın sona ermesi, kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin sebepleri gösterir.
  2. Anayasa Mahkemesi süreci: TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresi E.2025/156 sayılı dosyada Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 4 Haziran 2026 gündemine alınmıştır. Kamuoyuna iptal yönünde sonuç ve dokuz aylık ertelenmiş yürürlük bilgisi yansımıştır. Bununla birlikte gerekçeli karar ve Resmî Gazete yayımı, kesin hukukî etki ve takvim bakımından ayrıca izlenmelidir.
  3. Yeni kanun ihtimali: Kanun koyucunun süre, istisna, uzatma ve geçiş hükümlerini nasıl kuracağı ancak resmî teklif metniyle bilinebilir. Basındaki “beş yıl” ifadesi, tek başına yürürlükte bir kural oluşturmaz.

Bu ayrım, hem nafaka alacaklısı hem de nafaka yükümlüsü için önemlidir. Bir mahkeme kararı, haber başlığı veya hazırlık açıklaması nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Aynı şekilde, Anayasa Mahkemesinin bir ibareyi incelemesi de bütün nafaka türlerinin kaldırıldığı anlamına gelmez.

2 EYLÜL 2026 TARİHLİ DURUM

Nafaka Düzenlemesi Mecliste Hangi Aşamada?

2 Eylül 2026 itibarıyla düzenleme henüz kanunlaşmış değildir. Kamuoyuna açıklanan çalışmalar hazırlık aşamasındadır. Nihai kanun teklifinin TBMM'ye sunulması, komisyon görüşmeleri, Genel Kurul kabulü ve Resmî Gazete yayımı süreçleri tamamlanmadan yeni kurallar yürürlüğe girmiş kabul edilemez.

HazırlıkTeklifKomisyonGenel KurulResmî Gazete

Anayasa Mahkemesi önündeki norm denetimi ile TBMM'deki yasama süreci farklı süreçlerdir. Birinin varlığı, diğerinin tamamlandığı anlamına gelmez.

02

Yürürlükteki Türk hukukunda yoksulluk nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimine katkı sağlamayı amaçlayan, koşulları kanunla belirlenmiş bir aile hukuku kurumudur. TMK m.175'e göre talepte bulunan eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması ve karşı tarafın mali gücünün ödeme yapmaya elverişli olması değerlendirilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise şart değildir.

Kanundaki “süresiz olarak isteyebilir” anlatımı, her başvuruda otomatik ve değiştirilemez biçimde ömür boyu ödeme kararı verileceği anlamına gelmez. Hâkim talep, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, yoksulluk ile boşanma arasındaki bağ, kusur dengesi ve hakkaniyet çerçevesinde karar verir. Uygulamada nafakanın miktarı da sabit bir tarifeden çıkmaz; gelir, zorunlu gider, yaş, sağlık, çalışma imkânı ve yaşam koşulları gibi olgular delillerle incelenir.

Yoksulluk nafakası hangi hâllerde sona erebilir?

TMK m.176, irat biçimindeki nafakanın her koşulda sonsuza kadar değişmeden sürmesini engelleyen mekanizmaları zaten içerir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde ödeme kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırma gündeme gelebilir.

Tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde iradın artırılması ya da azaltılması da istenebilir. Bu nedenle “süresiz” sözcüğü, sona erme ve uyarlama sebeplerinden bağımsız okunmamalıdır. Bir kaldırma veya uyarlama talebi varsa somut delillerle yürütülen dava gerekir; tek taraflı ödeme kesme hukuka uygun bir yöntem değildir.

Nafaka türleri neden birbirine karıştırılmamalı?

Nafaka türüKime / ne için?Temel dönem“5 yıl” tartışması
Tedbir nafakasıDava sırasında eşin veya çocuğun geçici ihtiyaçlarıYargılama devam ederkenDoğrudan konusu değildir
Yoksulluk nafakasıBoşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşBoşanmanın mali sonucuSüre tartışmasının asıl konusu
İştirak nafakasıÇocuğun bakım, eğitim ve gelişim giderleriVelayet ve çocukla ilgili dönemGenel beş yıl söylemine dâhil edilemez
Yardım nafakasıKanundaki koşullarla yakın hısımlar arası yardımYoksulluk ve ödeme gücü sürdükçeFarklı bir hukukî kurumdur

Özellikle iştirak nafakası, boşanan eşe değil çocuğun giderlerine ilişkindir. Çocuğun korunması ve ana-babanın bakım yükümlülüğü TMK m.182 ve devamındaki farklı kurallara dayanır. Bu nedenle yoksulluk nafakası hakkında düşünülen bir süre modelinden “çocuk nafakası da beş yıl olacak” sonucu çıkarılamaz.

03

Anayasa Mahkemesinin 2012 ve 2026 süreçleri ne anlatıyor?

Anayasa Mahkemesi, TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresini 17 Mayıs 2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında incelemiş ve iptal istemini reddetmişti. Kararda, ibarenin nafaka alacaklısına her durumda ömür boyu ve değiştirilemez bir hak tanımadığı; TMK m.176'daki sona erme, kaldırma, artırma ve azaltma imkânlarının sistem içinde birlikte değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımı öne çıkmıştı.

Konu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine E.2025/156 esas sayısıyla yeniden Anayasa Mahkemesi gündemine geldi. Anayasa Mahkemesinin resmî 4 Haziran 2026 Genel Kurul sayfası, denetlenen kuralı ve dosyayı gösterir. Kamuoyuna yansıyan sonuç, “süresiz olarak” ibaresinin oy çokluğuyla iptal edildiği ve hükmün yürürlüğünün dokuz ay ertelendiği yönündedir.

Hukukî etki bakımından kritik ayrım

2 Eylül 2026 itibarıyla gerekçeli kararın Resmî Gazete'deki yayımı ve kesin yürürlük takvimi resmî kaynaktan kontrol edilmelidir. Anayasa m.153 gereğince iptal kararları geriye yürümez; kararın doğuracağı etki, yayım ve varsa ertelenmiş yürürlük tarihiyle birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “karar açıklandı, bütün nafakalar bitti” sonucu hukukî olarak yanlıştır.

Gerekçeli karar yayımlandığında Mahkemenin 2012 yaklaşımından hangi anayasal gerekçelerle ayrıldığı, mülkiyet hakkı ile sosyal devlet ve eşitlik ilkeleri arasındaki dengeyi nasıl kurduğu ve kanun koyucuya ne ölçüde alan bıraktığı daha sağlıklı değerlendirilebilecektir. Gerekçe görülmeden Mahkemenin söylemediği bir süreyi veya formülü ona atfetmek doğru değildir.

Burada iptal tartışmasının hedefi yoksulluk nafakası kurumunun bütünü değil, sürenin kanunda nasıl kurulduğudur. Boşanma nedeniyle gerçekten yoksulluğa düşen eşin korunması ihtiyacı ile yükümlünün belirsiz süreli mali sorumluluğu arasında ölçülü, öngörülebilir ve somut olayın farklılıklarını gözeten bir model kurulması gerekir.

04

“Nafaka 5 yıla düşecek” iddiası neden kesin bir hukuk kuralı değildir?

2026 yazında basına farklı süre modelleri yansıdı. Bazı haberlerde beş yıl bir üst sınır veya başlangıç eşiği gibi sunulurken, başka haberlerde evlilik süresine bağlı oranlar, farklı üst sınırlar, hâkimin uzatma yetkisi ya da sosyal destek mekanizmaları anlatıldı. Birbiriyle aynı olmayan bu anlatımların varlığı bile nihai resmî metnin henüz belli olmadığını gösterir.

Kanun teklifi yayımlanmadan hangi sürenin esas alınacağı; evliliğin süresinin nasıl hesaplanacağı; çocuk bakımı, yaş, engellilik, hastalık veya çalışma hayatından uzak kalma gibi olgulara hangi istisnaların tanınacağı; uzatma davası bulunup bulunmayacağı ve mevcut kararlara ilişkin geçiş hükmünün nasıl kurulacağı bilinemez. Bu ayrıntılar, düzenlemenin hukukî niteliğini doğrudan değiştirir.

Dolayısıyla “yeni nafaka yasası çıktı”, “nafaka artık beş yıl” veya “mevcut nafakalar otomatik sona erecek” ifadeleri 2 Eylül 2026 tarihindeki durumla bağdaşmaz. Hukukî değerlendirme, yalnızca TBMM kayıtlarındaki resmî teklif ve kabul edilen nihai metin üzerinden yapılmalıdır.

Nafaka düzenlemesi tartışması bağlamında evlilik yüzükleri, hukuki dosya ve adalet terazisini temsil eden editoryal görsel
Temsili editoryal görsel

05

Yeni bir düzenleme hangi modeller üzerine kurulabilir?

Aşağıdaki seçenekler bir kanun teklifi hakkında kesin bilgi değil, aile hukuku bakımından mümkün düzenleme tekniklerinin analizidir. Hangisinin tercih edildiği ancak resmî metinle anlaşılabilir.

1. Her dosya için sabit azami süre

Sabit süre öngörülebilirlik sağlar; ancak bir yıllık evlilik ile otuz yıllık evliliği, çalışma hayatına devam etmiş eş ile uzun süre bakım emeği üstlenmiş eşi aynı kurala bağlama riski taşır. Eşit görünen kural somut olaylar arasındaki derin farkları karşılamayabilir. Ayrıca sürenin sonunda geçimini sağlayamayacak yaşlı, engelli veya ağır hasta kişiler için özel koruma gerektirebilir.

2. Evlilik süresiyle bağlantılı kademeli süre

Nafaka süresinin evlilik süresine göre kademelendirilmesi kısa ve uzun evlilikler arasındaki farkı görünür kılabilir. Buna karşılık evlilik öncesi birlikte yaşam, çocuk bakımı nedeniyle meslekten uzaklaşma, kayıt dışı emek, yeniden istihdama dönüş kapasitesi ve tarafların yaşı gibi unsurlar salt takvim hesabına sığmayabilir.

3. Hâkim takdiri, başlangıç süresi ve uzatma mekanizması

Kanun bir başlangıç süresi öngörüp, belirli koşullarda hâkime uzatma yetkisi tanıyabilir. Bu model somut olaya uyarlanabilir; fakat ölçütler açık yazılmazsa benzer dosyalarda farklı sonuçlar, yeni dava yükü ve sürenin dolmasına yakın hukukî belirsizlik yaratabilir. Uzatma talebinin ne zaman, hangi ispat yüküyle ve kaç kez yapılabileceği düzenlenmelidir.

4. Geçiş nafakası ve sosyal destek modeli

Yoksulluk nafakası belirli bir yeniden uyum veya istihdama dönüş dönemiyle ilişkilendirilebilir; korunma ihtiyacının sürdüğü durumlarda sosyal yardım, mesleki eğitim veya tamamlayıcı kamu desteği gündeme gelebilir. Ancak sosyal devlet yükümlülüğünün belirsiz bir geleceğe bırakılması, gerçekten desteğe ihtiyaç duyan kişinin korumasız kalmasına yol açmamalıdır.

Düzenlemede bulunması gereken asgari açıklık

  • Yoksulluk kavramının ve değerlendirme tarihinin belirgin olması,
  • Evlilik süresinin başlangıç ve bitiş noktalarının açıklanması,
  • Yaş, sağlık, engellilik, bakım emeği ve istihdam imkânının dikkate alınması,
  • Süre uzatımının şartları ile ispat yükünün öngörülebilir olması,
  • İştirak nafakasının düzenleme dışında olduğunun tereddütsüz gösterilmesi,
  • Mevcut ve derdest dosyalar için açık geçiş hükümleri kurulması,
  • Hak arama özgürlüğünü aşırı masraf veya süre engeliyle zedelemeyen usul tasarlanması gerekir.

06

Türk hukuku açısından anayasal denge nasıl kurulmalı?

Yoksulluk nafakası tartışması yalnızca “ödeyen” ve “alan” tarafın karşı karşıya getirilmesiyle çözülemez. Anayasa'nın hukuk devleti, eşitlik, ölçülülük, mülkiyet hakkı, ailenin korunması ve sosyal devlet ilkeleri birlikte dikkate alınmalıdır. Düzenleme, bir yandan boşanmanın ekonomik sonuçlarını orantısız ve belirsiz bir yükümlülüğe dönüştürmemeli; diğer yandan evlilik içindeki bakım emeği ve ekonomik bağımlılığın gerçek etkilerini yok saymamalıdır.

Cinsiyetten bağımsız kaleme alınan TMK m.175 koşulları oluştuğu takdirde kadın veya erkek eş lehine uygulanabilir. Uygulamada nafaka alacaklılarının önemli bölümünün kadın olması, kadınların işgücüne katılımı, ücretsiz bakım emeği ve gelir eşitsizliği gibi toplumsal olgularla birlikte incelenmelidir. Buna karşılık yükümlünün ödeme gücü, kendi zorunlu giderleri ve sonradan değişen hayat koşulları da gerçek verilerle değerlendirilmelidir.

İyi bir düzenleme salt süre sayısı vermekle yetinmez. Hâkimin hangi olguları tartacağı, kararını nasıl gerekçelendireceği, tarafların ekonomik bilgilerinin nasıl toplanacağı ve değişiklik taleplerinin nasıl ele alınacağı da açık olmalıdır. Aksi hâlde sayısal öngörülebilirlik sağlanırken maddi adalet zedelenebilir.

07

Mevcut nafaka kararları ve devam eden davalar nasıl etkilenebilir?

2 Eylül 2026 itibarıyla kesin cevap şudur: yürürlükteki mahkeme kararları, haber veya hazırlık açıklaması nedeniyle otomatik olarak sona ermez. Nafaka yükümlüsü mevcut ilam veya protokol değişmeden ödemeyi tek taraflı keserse icra takibi ve somut koşullara göre başka hukukî sonuçlarla karşılaşabilir.

Gelecekte kanun çıkarsa üç dosya grubu bakımından ayrı kurallar gündeme gelebilir: yeni açılacak davalar, kanun yürürlüğe girdiğinde henüz kesinleşmemiş davalar ve kesinleşmiş nafaka kararları. Kanun koyucunun bu gruplar için açık geçiş hükümleri düzenlemesi gerekir. Anayasa m.153 uyarınca Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümemesi de değerlendirmede merkezi önemdedir.

YENİ DAVALARYürürlük tarihindeki kurallar

Talep ve karar tarihinde yürürlükte bulunan maddi hukuk ile varsa yeni kanunun özel hükümleri incelenir.

DERDEST DAVALARGeçiş hükmü belirleyici olabilir

Usul aşaması, kararın kesinleşip kesinleşmediği ve kanunun zaman bakımından uygulama kuralı birlikte değerlendirilir.

KESİNLEŞMİŞ KARARLAROtomatik sona erme varsayılmaz

Kazanılmış hak, hukuk güvenliği, geriye yürümezlik ve olası özel dava yolu birlikte incelenmeden sonuç kurulamaz.

Bu nedenle “mevcut nafakam beşinci yılda biter mi?” sorusuna bugünden evet denilemez. Kesinleşmiş bir kararın değiştirilmesi için hâlen TMK m.176'daki koşullar ve uygun dava yolu önemlidir. Ekonomik durumdaki esaslı değişiklikler bakımından nafaka artırım veya uyarlama süreci somut delillerle değerlendirilir.

08

Nafaka dosyalarında bugün ne yapılmalı?

Düzenleme tartışması, mevcut dosyadaki süre ve yükümlülüklerin ihmal edilmesini haklı kılmaz. Tarafların resmî metin yayımlanmadan varsayımsal bir modele göre işlem yapmak yerine kendi kararlarını ve güncel koşullarını düzenli biçimde belgelemeleri daha sağlıklıdır.

Nafaka alacaklısı bakımından

  • Mahkeme kararı, kesinleşme şerhi, ödeme kayıtları ve varsa icra dosyası korunmalıdır.
  • Kira, sağlık, eğitim ve temel yaşam giderlerindeki değişiklikler belgelenmelidir.
  • Gelir, çalışma kapasitesi ve iş arama sürecine ilişkin kayıtlar gerçeğe uygun tutulmalıdır.
  • Ödemenin kesilmesi hâlinde süresinde ve doğru hukukî yola başvurulmalıdır.

Nafaka yükümlüsü bakımından

  • Ödemeler açıklamalı ve ispatlanabilir yöntemle, kararın gösterdiği zamanda yapılmalıdır.
  • Gelir kaybı, hastalık, yeni bakım yükümlülüğü veya alacaklının yoksulluğunun kalktığı iddiası somut delille desteklenmelidir.
  • Tek taraflı kesinti yerine, şartları varsa azaltma veya kaldırma davası değerlendirilmelidir.
  • Sadece basın haberine dayanarak ödeme durdurulmamalıdır.

Boşanma davası devam eden taraflar bakımından

Nafaka talebi; dava dilekçesi, cevap, karşı dava, geçici tedbirler ve boşanmanın diğer mali sonuçlarıyla birlikte kurulmalıdır. Anlaşmalı boşanmada protokolün nafaka türünü, tutarını, başlangıç tarihini, artış yöntemini ve sona erme koşullarını açık göstermesi önemlidir. Çekişmeli boşanmada ise iddia, talep ve ekonomik deliller usul süreleri içinde sunulmalıdır. Genel boşanma davası akışı ile boşanma sonrası hak ve işlemler birbirinden kopuk düşünülmemelidir.

09

Sonuç: Beş yıllık kesin bir kural yok; resmî metin beklenmeli

2 Eylül 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasının bütün dosyalarda beş yıl ile sınırlandığını söylemek mümkün değildir. Yürürlüğe girmiş bir “nafaka 5 yıl” kanunu yoktur. Anayasa Mahkemesi önündeki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin süreç ile yasama organının hazırlayacağı yeni model aynı şey değildir.

Nihai değerlendirme için Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının Resmî Gazete yayımı, TBMM'ye sunulacak teklifin tam metni, komisyon değişiklikleri, Genel Kurulda kabul edilen hüküm ve geçiş maddeleri birlikte okunmalıdır. Bu aşamalar tamamlanmadan süre, istisna veya mevcut kararlara etki konusunda kesinlik iddiası güvenilir değildir.

Yoksulluk nafakasının geleceği tartışılırken amaç; ekonomik açıdan güçsüz eşi koruyan, yükümlü bakımından ölçülü ve öngörülebilir olan, çocuk nafakasını tartışmanın dışında tutan ve farklı yaşam koşullarına adil cevap verebilen bir düzen kurmak olmalıdır.

Nafaka dosyasında hukuki belgelerin incelenmesini temsil eden editoryal görsel
Temsili editoryal görsel

10

Sık Sorulan Sorular

Nafaka 5 yıla düştü mü?

Hayır. 2 Eylül 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasını bütün dosyalarda beş yılla sınırlayan yürürlükte bir kanun bulunmamaktadır. Basında tartışılan modeller kanun hükmü değildir.

Süresiz nafaka kaldırıldı mı?

Yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmadı. Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 gündemindeki süreç, TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresine ilişkindir. Gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanması ve yürürlük takvimi ayrıca izlenmelidir; mevcut kararlar kendiliğinden sona ermez.

Yeni nafaka düzenlemesi ne zaman çıkacak?

2 Eylül 2026 itibarıyla ilan edilmiş kesin bir kanunlaşma ve yürürlük tarihi yoktur. Teklifin TBMM'ye sunulması, komisyon ve Genel Kurul aşamalarını geçmesi ve Resmî Gazete'de yayımlanması gerekir.

Nafaka düzenlemesi şu anda Mecliste mi?

Kamuoyuna açıklanan çalışmalar hazırlık ve tartışma aşamasındadır. 2 Eylül 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasını genel olarak beş yılla sınırlayan nihai bir metin kanunlaşmış değildir.

Mevcut nafakalar yeni kanundan etkilenir mi?

Bu, ancak çıkarılacak kanunun geçiş hükümleri ve Anayasa'nın geriye yürümezlik ile hukuk güvenliği ilkeleri değerlendirilerek söylenebilir. Şimdiden otomatik sona erme sonucu çıkarılamaz.

5 yıllık nafaka bütün evliliklere mi uygulanacak?

Hayır; çünkü yürürlüğe girmiş genel bir beş yıl kuralı yoktur. Nihai metin bulunmadan hangi evlilik süresine, hangi istisnalarla ve hangi dosyalara uygulanacağı kesinleştirilemez.

Çocuk nafakası da 5 yıl mı olacak?

Hayır. Tartışma eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının süresiyle ilgilidir. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğüne dayanır ve farklı hükümlere tabidir.

Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası arasındaki fark nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin geçimine yöneliktir. İştirak nafakası ise velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun giderlerine gücü oranında katılmasıdır.

11

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar

Mevzuat veya içtihat bakımından güncel durum kontrol edilirken aşağıdaki resmî kaynakların yayımladığı asıl metin esas alınmalıdır. Akademik ve kurumsal görüşler ise tartışmanın değerlendirme boyutunu gösterir; kanun yerine geçmez.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunum. 169, 175, 176, 182, 328 ve ilgili hükümlerTürkiye Cumhuriyeti Anayasasım. 2, 10, 13, 35, 41 ve 153Anayasa Mahkemesi — 4 Haziran 2026 Genel Kurul gündemi ve sonuçlarıE.2025/156, TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresiAnayasa Mahkemesi E.2011/136, K.2012/7217 Mayıs 2012 tarihli norm denetimi kararıTBMM Kanun TeklifleriTeklif ve yasama aşaması için resmî kayıtT.C. Resmî GazeteKanun ve Anayasa Mahkemesi kararlarının yayım kaynağıYargıtay Karar AramaNafakanın koşulları, miktarı, kaldırılması ve uyarlamasına ilişkin kararlarT.C. Adalet BakanlığıResmî açıklamalar ve mevzuat çalışmalarıYoksulluk Nafakasında SüreAkademik değerlendirme, 2025Türkiye Barolar Birliği — yoksulluk nafakasına ilişkin görüş18 Temmuz 2025 tarihli kurumsal değerlendirme

Kaynak kontrol tarihi: . Resmî teklif veya karar yayımlandığında bağlantının yönlendirdiği asıl metin yeniden kontrol edilmelidir.

Avukat Murat Adar
HAZIRLAYANAv. Murat Adar

Adar Hukuk Bürosu

KONUYA DEVAM EDİN

İlgili Yazılar

NAFAKA VE TAZMİNATNafaka türleri, şartları ve miktar değerlendirmesiRehberi açın →DEĞİŞEN KOŞULLARNafaka artırımı ve velayet değişikliğiRehberi açın →ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARIVelayet ve çocukla kişisel ilişkiRehberi açın →BOŞANMANIN MALİ SONUÇLARIBoşanmada mal paylaşımıRehberi açın →KARAR SONRASIBoşanma sonrası haklar ve işlemlerRehberi açın →SÜRECİN BÜTÜNÜBoşanma davası, talepler ve delillerRehberi açın →

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Nafaka ve Boşanma Hukukuna İlişkin Sorularınız İçin

Boşanma, yoksulluk nafakası, nafaka artırımı veya nafakanın kaldırılması konusunda somut dosyanıza özgü hukuki değerlendirme için Adar Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.

Bizi Arayın0545 271 78 05İletişim Bilgileri

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Her aile hukuku dosyası kendi koşullarıyla ele alınır.

Durumunuzu hazırlık aracında başlıklara ayırın veya görüşme için uygun zamanı birlikte belirleyelim.

Bizi Arayın0545 271 78 05WhatsAppMesaj Gönderin